alpbanner.jpg

Tarkan Fanta Turnesi…Antalya…Samimi itiraflar…

Bir itirafım var…

Antalya’ya hiçbir zaman ısınamadım…Sıcaktan mdır, sağdan soldan insanın üstüne üstüne gelen zevksizlik abidesi yüksek apartmanların çizdiği ucu bucağı gelmeyecekmiş gibi görünen büyük caddelerden midir bilemiyorum. Belki bir Ege’li olarak yüzerken karşımda karayı görmeye alıştığım için açık denizin tadını alamamamdandır-gerçi bu sıkıntım karşısında Serhat’ın önerisi beni benden aldı geçen gün: “Önünü karaya dönüp yüz!Karşıda birşey görüyor olursun ” :) Bu arada Konyaaltı’ndan Kemer tarafına doğru bakıldığındaki görüntünün Rio’daki İpanema plajındaki manzaraya çok benzedğini söylemeliyim.

 

Antalya konserine 40000 kişinin gelmiş olduğu söyleniyor. Büyük coşku vardı. Seyirci harikaydı. İçmesini bilmeyip sahne önünde kavga çıkaran birkaç denyo dışında tabi… Bileğim sonlara doğru şova kaçsa da, yine de çok üzmedi beni. Buz kompres sen çok yaşa…

 

Antalya’da karakulak isimli bir balık var. Bu sularda avlanıyor. Kod balığı ile beraber tattığım en güzel balık diyebilirim. Antalya’ya gelen olursa mutlaka yemeli.

 

Kaldığımız Hillside Su, benim en sevdiğim otellerden. Altın Portakal Film Festivali için daha önce dört yıl üst üste burada konser verdik ve kaldık. Sadeliğini seviyorum. Kaldığım katta Kevin Spacey’nin burada kalmış olduğunu gösteren gösteren imzalı bir resim var.Bu bana Kangroove ile 2008′de festival için verdiğimiz konseri ve öncesindeki maceramı hatırlattı: Alınterimle hakettiğim içkiler kulisten aşırılmasın diye kadehimi tuttuğum elimde bir şişe viski, diğer elimde de bir koca çamaşır torbası birayla odama çıkarken, asansöre Adrian Brody binmişti :) Bana bakıp “You rock man!” dediğinde, her zaman karşısında yürüyen bir Tekel bayii görmediğini anlamıştım…Onu akşamki konserimize plaja davet ettiğimde bana ne çaldığımı sorunca aldığı  ”I play the bass, and you played the piano” yanıtına da gülerek karşılık vemişti.

Konser başlar başlamaz Kevin Spacey ile Bora sahnede rap yaparlarken Marisa Tomei de arkalarında dans ediyordu kiiiii….sahnenin arkasındaki kapıdan Adrian Brody girdi ve millet “Adrian şak şak şak (bu alkış yani yanlış anlaşılmasın)…Adrian şak şak şak” diyerek tempo tutmaya başladı.Sanırsın ki adam milli güreşçi. Neden tempo tuttular biliyor musunuz?Piano çalsın diye!..Adam yapmayın etmeyin ben film  için ders aldım da yapamam çalamam dediyse de Ayışığı Sonatı’nın ilk birkaç ölçüsünü, televizyonda-sinemada izlediği her ünlüyle sırf onu izlediği için arkadaşlık ilişkisi kurduğunu sanan Türk milletine armağan etti. Madara ettiler adamı yaa…neyse adam iyi adam olduğu için dans etmeye eğlenmeye devam etti…Fotoğraflarını buldum, bakın ya adamın kaşları acıların çocuğuna bağlamış…

 

 

Antalya gözlemlerim bu kadar…derken  adam kadının gözlerinde unuttuğu bir sevecenliği gördüğünü farketti. Yumuşak ve derin ama bir o kadar da mesafeli.Kadının saçının kokusunu duymaya başlıyordu sanki. Bu imkansızdı. Kendisine seslenen bir kadına sadece bakışlarından dolayı yakın hissedebilir miydi? Kendi evinde bulamadığı huzuru banklarda bulduğu için parklarda yaşayan insanlara benzetti kendini.Kadın elindeki not kağıdını ona uzatırken ister istemez gözucuyla üzerindeki yazıya gözü kaydı ve…kalanı Kayseri blogunda…çünkü Konya konseri ertelendi…

 

Facebook Twitter

Tarkan Fanta Turnesi 2011…İzmir

Selamlar,

Bu turnede her şehir için ayrı birer blog yazmaya çalışacağım. Umarım  şehirler, konserler, türküler-türkülerimiz ve yollar bizim bakış açımızla hoşunuza gider.

Sevgili günlük…

Tarkan Fanta turnesi İzmir’den başladı.

İzmir’li olduğum için ilk konserimizin burada olması bende özel olarak bir duygu uyandırmadı; bu turnede bir sefer İzmir’e gelseydik yine aynı şekilde sevinirdim:)Herrrrrbir ilimiz bizim için eşittir…ama memleketim birazcık daha eşittir…:)

İzmir’e geldiğimiz gece otelin terasında otururken, İzmir’in ne kadar güzel olduğunu bazen unuttuğumu anladım.Ama olsundu:) Arada gelince hatırlamıyor muydu insan? Ve adam omuz silkip masadan kalktı. Yudumladığı içkisinden geriye erimiş buzlar kalmıştı.Masayı toplayan garson kızın bulduğu not kağıdını vermek için ardından seslenmesine döndüğü anda…gerisi Antalya blogunda…

Karşıyaka çarşısında gezerken küçük esnafın artık iyiden iyiye minik esnaf olmaya başladığını gördüm. Her yerin kebapçıya, kalitesiz ve zevksiz ıvır zıvır satan dükkanlara dönüşmeye başlamış olduğunu da. Zevksizliğin parayla ilgisi yok. Bu hayata bakışla ilgili özellik galiba. Beklentisizlik ve çaba göstermenin gereksizliğine inanmak  bunu  ortaya çıkarıyor  belki de. Halk değişiyor. Kasıtlı olarak İzmir’in göç alması isteniyor olabilir buradan daha çok oy almak isteyenlerce. Ama o oylar onlara gitse de, İzmir içine aldığını İzmirli yapıyor yine de bir şekilde. Kayıtlara geçsin.

İzmir’in rahatlığı, iklimin, yemeğin güzelliği, Çeşme’nin, Foça’nın yakınlığı, İzmirli’yi daha çok çabalamaktan, talep etmekten alıkoyuyor bence. Fatboy Slim’in bir klibinde olduğu gibi: Amipten insana evrilince t-shirtini çıkarıp üzerindeki “I am No:1, so why try harder?” yazısını göstermek gibi birşey sanki bu. Herşey iyi ve güzel, rahatımız yerinde şükür, neden daha çok çalışalım ve talep edelim ki? Eleştirim haksız olabilir. Gerçekten neden çabalıyoruz ki? Daha huzurlu bir hayat kurabilmek için. Zaten varsa ne yapıcaz?:))) Ama burda da hayattan beklentiler devreye girmiyor mu a dostlar? Mutluluk bir evin, arabanın olması mıdır yoksa onları nasıl aldığının bununla hiç alakası yok mudur? Yoksa…yoksa mutluluk… açmaya yüz tutmuş bir çiçeğin üzerine konmaya çalışan arıcığın sevecen bakışlarla bu yeni tomurcuğa, “Hey…seni açtıran şey benim ayaklarımdan geldi minik dostum” diyebilmesi midir?Çiçeğin bunu bi tarafına takmaması mı?

Bu arada Swissotel’in, Efes Oteli’nin güzelliğine yakışır bir yenileme yapmış olması beni mutlu ediyor. Efes’i yapanlar zamanında çok güzel bir alan düzenlemesi yapmışlar, Swisotel’in işini kolaylaştımış olmalı sanki bu…Havuzuna hastayım o da ayrı…

Yıllar önce bileğimde çıkan kist geçmş olsa da, arada sırada geri gelen ağrısı çalmamı çok zorlaştırıyor. Bugünlerde yine atel takmaya başladım. Umarım turne boyunca sürmez.

Muhabbetle…

alp

Facebook Twitter

Bunları biliyor muydunuz?…no:4

Alp Ersönmez’in…

 

1995 yılında Kuşadası’na çalıştığı bara bir akşam geldiğinde, sahnede duran ’78 Fender Jazz basını kurcalayan bir genç bulduğunu, yanına gidip “hayırdır bilader” dediğinde “abi sen bunu Erkal abiden mi aldın?” sorusuyla karşılaştığını, dumura uğrayıp onayladığında “Ödemiş’te düğüncüyüm, ona ben sattım” dediğini…

 

biliyor muydunuz?

Facebook Twitter

Alp Ersönmez “Cereyanlı” feat. İmer Demirer, Otto Tünel, 15.06.2011 Çarşamba 23:30

Facebook Twitter

Tarkan Fanta Turnesi tarihleri açıklandı…

Facebook Twitter

Bunları biliyor muydunuz?…no:3

 

Alp Ersönmez’in,

 

Kangroove’u Mert Önal ve Bora Uzer ile 1998′de kurduktan sonra ilk yıl hafta içi Ankara barlarında, haftasonu da İzmir Mavi’de çaldığını ve aynı yıl Bodrum Mavi’deki ilk yazlarında keyboardda Yavuz Darıdere’nin yer almasının ardından askere gittiğinde gruba ara verildiğini ama kendisi askerdeyken Mert ve Bora’nın tanıştıkları Can Çankaya’nın Alp ile Taksim Meydanı’ndaki ilk karşılaşma törenlerinde Alp’in Can’a o sırada discman ile dinlediği Herbie Hancock hakkında ukalalık yaptığını ama iyi çocuk olduğu için Can’ın o sırada bir tepki vermediğini fakat hala daha yıllardır arada sırada bunu Alp’in kafasına kaktığını…

 

biliyor muydunuz?

 

 

 

 

Facebook Twitter

Bunları biliyor muydunuz?…no:2

 

Alp Ersönmez’in…

 

İLK BASGİTARININ BİR WASHBURN PRECISION OLDUĞUNU, VE DAHA SONRA BUNU MAHALLEDEN ARKADAŞI MERİH’E SATTIĞINI…YILLAR SONRA ESKİ BASINI GERİ ALMAK İSTEDİĞİNDE MERİH’İN BUNU GERİ SATMAK İSTEMEDİĞİNİ,BU YÜZDEN ARALARI BOZULMASA DA ALP’İN MERİH’E KILLANDIĞINI, AMA MERİH’İN BUNU ÇOK İPLEMEDİĞİNİ…

 

biliyor muydunuz?

 

 

 

 

Facebook Twitter

İstanbul caz festivali yaklaşıyor…Biletlerinizi aldınız mı?

O gün kapıda oluşacak olan izdihama katılanlar arasında yapılacak olan çekilişle, bir kişiye Quartet Muartet kayıtlarında kullanılmış bir set bass teli, bir kişiye de grupla hiç alakası olmayan bir gitarist arkadaşımın kullanılmaktan yamulmuş penası verilecektir.

 

Ondan sonra konser günü kapıdan arayıp “Alp abi, biletler bitmiş.Kaç paraysa vericem” diyerek beni ararsanız, sanal ortamda pek de iyi durmayacak tepkilerle karşılaşabilrsiniz.

 

Bu yüzden biletlerimizi alalım.Almayanlara hatırlatalım.

http://caz.iksv.org/tr/program/19

 

http://web03.biletix.com/etkinlik/M1J10/TURKIYE/tr

 

http://www.facebook.com/event.php?eid=106732146080720

 

 

 

 

Facebook Twitter

Yeni hizmetimiz…Bunları biliyor muydunuz?…no:1

Alp Ersönmez’in,

 

ORTALAMA BİRBUÇUK YILDA BİR  TELLERİNİ DEĞİŞTİRDİĞİNİ

 

biliyor muydunuz?

 

 

 

hadi şimdi bu gereksiz bilgiyi hep beraber paylaşalım.

 

 

 

 

Facebook Twitter
Yaklaşan konserler
  • 25/11/17 - 21:00 Erik Truffaz - Babylon - İstanbul
  • 27/11/17 - 21:00 Erik Truffaz - Ankara Palas - Ankara
  • 29/11/17 - 21:00 FOURinthePOCKET - W Hotel İstanbul - İstanbul
  • 01/12/17 - 21:00 Ceylan Ertem - Ooze Venue - İzmir
  • 08/12/17 - 21:00 MadenÖktemErsönmez- MÖE - Bios - İzmir
  • 09/12/17 - 21:00 MadenÖktemErsönmez- MÖE - İKSV Salon - İstanbul
  • 12/12/17 - 21:00 Yalın - Zorlu Performance Center - İstanbul
Bülten
...
Haber Arşivi
  • 2017 (90)
  • 2016 (90)
  • 2015 (46)
  • 2014 (56)
  • 2013 (56)
  • 2012 (54)
  • 2011 (23)