alpbanner.jpg

Allaanızın aşkına tıslamayın laaayn…

 
 
Evet sevgili okurlarım. Bugün yine tevcih edici, zincir kırıcı ve ufuk açıcı bir konuyla beraberiz : Tıslayıcılar…evet evet…yanlış okumadınız… Hani o uzakta konuşurlarken sadece S e Ş lerini duyduğumuz insanlar var ya?… Onlardan bahsediyorum…Bir yaz gecesinin sessizliği içinde öten cırcır böcekleri gibi kulağımıza çalınan bu tıslar, esasında bir manifestonun hayata geçmis halidir : Ben burdayım… O insanlardan hiç haberiniz yokken ve misal, siz başkalarının duyabileceği yüksek desibelli kahkahalar bile atmıyorken, ne konuştuğunu duymadıgınız uzaktaki bir dental oluşumun S ve Ş leri korkutucu bir netlikle ve keskinlikle söylediğini duyduğumuz zaman, o insanın ağız yapısından çok, annesi yapmamasını defalarca söylemiş olmasına rağmen yine de onun bir şekilde dikkatini (reklamin iyisi kötüsü olmadığı gibi, bazen bazı insanlar icin de alınan tepkinin iyisi kötüsü yoktur, bkz. halk arasında beş kardeş tabir ettiğimiz, Ceorge Arkın’ın ”Dünyayı Kurtaran Adam” filminde Osmanlı versyonunu taşlar üzerinde çalışmak suretiyle mükemmeleştirdiği basit saldırı tekniği) çekmek için artık tuvaleti geldiğinde söyleyebilip gidebiliyorken altına işeyen, elindeki bardaktaki muhtevayı yere döken, sen izlerken pat pat adımlarla yürüyüp açık televizyonu kapatan ve hatta ağzındaki lokmayı senin gözlerinin içine bakarak çıkaran bir çocuk aklımıza gelmektedir. Tıslamak, yaşını almış bir Man otobüsün havalı kapısı açılmadan önce çıkardığı ses değildir. Bir hüzün öyküsüdür. Domestik bir passenger, garbın afakıdır…Hayatı boyunca yediği tüm tokatlardaki sessizleri toplayıp kümeleyen ve onu sert sessizlerin en güzidelerinden ikisine indirgeyen bir hurda mezarlığıdır. Tıslamak, bir yaşam tarzıdır…
 
 

Ama arkadaşım sen elalemin adamının dikkatini çekicen diye lastik gibi uzattığın harflere maruz kalmak zorunda mıyım ben? Yahu sen kimsin ki ben senin duyulmayan, duyulsa da anlaşılmayan, anlaşılsa da boş olan laflarının sivrisinek gibi vızıltısını, anofel gibi ısırığını hissetmek zorunda kalayım. Seninle konuşmuyorum ki ben senin tısssss larını çekeyim…Varlığını bilmiyorum ki yokluğuna üzüleyim…Git ne terbiye vereceksen ağzına ver…hadeee….hassseeeee…hasssssttreeeee…

 
 
Yolda yürürken dirseğinin içi yürüdüğü yöne baktığı için elini fazla ileri geri heraket ettirip sağa sola çarpan insanlar vardır…çarşıda pazarda bu tip teyzelere sıkça rastlarız öyle değil mi efenim. Tıslamanın yürüyüşbilimdeki karşılığı da budur! Sen nasıl seni asgari düzeyde bile merak etmeyen birinin kulağına fonetik artıklarını bırakırsın yahu… Amariga’lıların 50 santim dediği güvenli çemberi sana fazlasıyla bırakmışken neden sözel vantuzlarını kulağıma yapıştırıyorsun a be beşinci Dalton…
 
 
 
Ha bi de  ”yapiuosuuuuaaaaannn” cılar, arabaya ”ırıbı”, sen e ”sığn” diyen ”hayaaaaaarrrr” cılar var. Bu modelden ben çekinirim abicim. Cünkü o model alemlere inmiştir ve insanın bu dünyadaki sınavıdır…Hatta Japonya’da kor üstünde yürüyen keşişlerin başrahip seçme sınavında (KBSS), 86 tane tısssslayıcı ve yapıyorsuuuuaaaaannnn cının aralıksız konuştuğu, ve ancak dikkati dağılmadan ve sinirlerine hakim olup bunlardan birine kafa göz girmeden yürüyüşü tamamlayabilen rahibin baş rahip olmaya hak kazandığı rivayet olunur…
 
 
alp

Facebook Twitter

İstanbul Sessions, 9 Ağustos’ta Ramazan’da Caz kapsamında Arkeoloji Müzesi bahçesinde çalıyor…21:00

Bilet almak için buraya tıklayın…

Facebook Twitter

Tarkan Fanta Turnesi…2012…Çanakkale-Edirne…Bir grubun doğuşu…

 
 
Matthew turne boyunca çalışıp hayvan gibi gitar çalmayı becerince, Ayhan’a tek yol kalmıştı…davula geçmek …bunu biliyorsunuz…
 
Bunu fırsat bilen Volkan’ın basa sulandığını, çok uzaklaşmak istemeyen bendenizin hemen yanımdaki podyumda musiki görevini ifa etmekte olan perküsyon sanatçımız Bünyamin’in enstrumanlarına atlayıp çalmaya başladığımı ve Can’ın ”madem sahnede showumuz beraber, sensiz gösteri haramdır bana” diyerek Mehmet’in ayağını kaydırmasının ve darbuka çalmaya başlamasının etkileri daha yeniyken Bünyamin’in gitara, Mehmet’in keyboarda, Altay’ın bilgisayar işlerine ve Serhat’ın geri vokale geçmesiyle ”Büyük Ortadoğu Kroşesi, B.O.K.” isimli yeni bir yeni bir grup kurduğumuzu ve ilk bestemizin ”Fallik Objelerin Büyükbaş Hayvanların Süt Verimine Etkileri” olduğunu bilmiyorsunuzdur ama…
 

 

 
Ana bu da son halimiz…geldiğimiz son nokta…müzikte de…
 

Bu grup iş yapar söyleyeyim…
Sanat için soyunmaya hazırız. Cidden…
 
Turnenin ”en” lerini yazayım da tam olsun bu yazarlık işi…
 
En haşin erkek : Can Besbelli…Adana konserinde sis makinesinin içine konan ne kalite olduğunu bilemediğimiz sıvı aletlerimizin üzerinde yağlı bir katman bırakarak ve genizlerimizi parçalayarak bizi sanatımızdan uzaklaştırken, ”ne ulan o ööööööleee iki tane makine öööööllleeeee getirmişler ööööööllleeee” diyerek Ulubatllı Hasan gibi eline aldığı direkle sis makinesini BİZ SAHNEDE ÇALARKEN parçalayan insan…
 
En baba : İkiz babası olan Volkan Öktem…altınları iki tane aldım…İkizlik için küçük, amcalık için büyük bir adım…
 
En duygusal : Kendisi de yeni baba olan ve telefonundan sürekli kızının fotoğraflarına ve videolarına nemli gözlerle bakan -tabii ki de balık burcu- Altay Oktar
 
En komik : Ayhan Günyıl (arkadaşım otobüste yol nasıl geçti anlamadık)
 
En taklitçi : Doktor İlhan (ama Tarkan’ın stilisti Ceyda’nın da onun taklidini yaptığını daha bilmiyor…)
 
En masör olup da hiçbirimize masaj yapmayan : Masör Adem Kuvvetli…korsan çalışmıyormuş…
 
En masör olmayıp da herkese masaj yapan : Bünyamin Olguncan (Konser öncesi kulisimizden gelen inlemelerin, ahların, ohların altında başka birşey aramayın)
 
En çalışkan : Turnede gitar çalmayı Ayhan’ı yerinden edecek kadar söken Matthew Murat Erdem
 
En sabırlı : Bize kreşteki veletler gibi bakan Seda Çelik…
 
En Kemalist : Kolunda dirseğinden bileğine Mustafa Kemal imzası dövmesini taşıyan Aydın kaptan…”Konya’dan aşşşağı inicen…”
 
En iyi seyirci : Denizli
 
En sürpriz : Urfa ve Edirne’yi bu kadar güzel şehirler olarak bilmiyordum…Edirne’deki sineklere bir çift lafım var…”KOV KOV KOV…SİN SİN SİN…KOV SİNKOV SİNKOV…”…bence iyi reklam olur, hele Karşıyaka’da satışlar artar…
 
En sırta havlu koyan : Nilgün tabii ki..
 
En her gün işlerini sahnede görüp de suratını göremediğimiz : Stilist Ceyda Balaban…
 
En azimli : Diyetine sıkı sıkıya bağlı kalıp, biz hayvan gibi etleri kabapları götürürken, muhafız Bizans askeri kahkahalar içinde bir tas suyu esirinin gözlerinin içine bakarak yere dökerken bunu yutkunarak izleyen ama iman gücüyle ”acı yok, acıııı yoooookkkkkkkk” deyip kendini telkin eden Osmanlı akıncısı edalı Mehmet Akatay…yani konu ”nasıldı? tatlı güzel miydi? ha söylesene…güzel miydi” lere kadar geldi…
 
En iyi öğrenci : Barbados asıllı bir Alman vatandaşı Türkçeyi ne kadar hızlı öğrenebilir? İşte yanıtı monitör mühendisimiz Ali (Heights) Gittens’da…
 
En aksi : Çanakkale’de gözlük kabı alırken akşam konsere gelip gelmeyeceğini sorduğum ve ”Görmüyor musun çalışıyoruz” diyen abla…
 
En oyuncu : Tüm otobüs yolculuklarında Angry Birds oynayan ses sistemi mühendisimiz Zacha…
 
En Fenerli : Her zaman, her yerde Serhat Ersöz…Adamın öyle bir Fenerli aurası var ki, turne boyunca saate baktığımda 19:07 leri yakalamaya başlamıştım…
 
En balık yemeye giderken yanınıza almanız gereken adam : Saç mühendisimiz Ercan Göynü (ulan adam hangi balık ne zaman nerde ne halt karıştırır her bi şeyi biliyo)
 
En rock star : Can Şengün
 
En star : Tarkan
 
En tar : Huşeng Azeroğlu ”Size selam getirmişem” version 2012
 
En…tar…isiiiiiiii taaarrriiissiii de
Geliyor kaaaalem kaşlııııı
Hopaşinaşinanay şinanay yaaariiiimmmm
beeebappaluuuaaaa şiiiz maaay beeeybeeee

 
 
 
E sonunda olacağı buydu…
Nerde benim Zanax’ım?..
 
 
alp

Facebook Twitter

Tarkan…Fanta Turnesi…2012…Bursa-İstanbul…Kendime notlar : Dilemmalar fikstürü…


 

İstanbul’a geldim evet…
Neden sevinmiyorum?…
Neden yarınki konseri bekliyorum?
Neden hemen yola çıkmak istiyorum?
Neden nedeni ters çevirince de neden?

 

- Artık insanları değil sadece anları özlüyoruz galiba. İnsanları özlediğimizde feystaymlar, feysbuklar ve tvitırlarla zaten nerde ne yaptıklarını belgeleriyle izleyebiliyoruz…Daha çok eplikeyşın indir…forskuveer i sevmiyorsun…indirme…

 

- Yavaş asansörlü oteller rehberi yazmaya kalksam ilk üçe Büyük Samsun Oteli, Kahramanmaraş Ramada ve Bursa Marigold girer…Sinirini bozan şey bir insan olmayınca, verecek tepki de bulamıyorsun…Çok gıcık ve çok yavaşlar…Geldiğin katlarda, daha yeni aldığı arabasının amortisörlerine hiçbirşey olmasın diye her kasiste neredeyse durarak geçen şoförler gibi hissediyorsun…Oralarda kalma…

 

- Bir de otel kalemleri var. Çok dandik veya harika olabilen ve içindeki mürekkebin ne zaman biteceğini bilmeden yazdığın…yazdığın not kağıdında, senden önce orayı yaşamış insanların bir üst sayfaya bastırarak yazdıklarının izleri…bazen hauskiipingin görmediği ve bir sayfanın köşesinde kalmış ufak bir not…Başkasının notunu okuma, izinsiz kimsenin sayfalarını çevirme…

 

- Yoğurdi sevdiğuniiii de dünyalara kaşlaruni çatmadan bildür…

 

- Kanallarda habire oldukça ağır doğu şiveli diziler oynuyorken, bu turnede gittiğin doğu vilayetlerinde neden o kadar aksanlı konuşulmadığını araştırma önergesi halinde meclise yolla…kim neyin turizmini, ticaretini yapıyor a bıyıklı oyuncu simsarları?..

 

- Kötü sabunlu ve deterjan gibi kozmetikli oteller bu kepazeliklerine rağmen marketlerde asla bulamayacağın, tam yolculuk için hazırlanmış minik traş köpükleri bulunduruyorlarsa bu otellere rezervasyonlarda öncelik ver..

 

-İnsanlar güzel oldukları kadar küstah oluyorlarsa, çirkin oldukları kadar da kibar mı oluyorlar?…Araştır…

 

-Yengeç burcu kocasından iki yengeç velet dünyaya getiren yengenin maceralarını anlatan bir aksiyon dizisi çek : ”Yenge Ç.”

 

- İzmir’de bir nevi escort firması kurmayı düşünen arkadaşına ettiğin ”Çengelköy salatalığı kıvamında kızlar” tabirini bir kenara yaz…Hatta yazdın bile…

 

-Yaptığın hataları yapmamış olsaydın yapacağın hataları bulmaya çalış…

 

-”Omuz silkmeye” bu ismi veren arkadaş ile eyleme çıkardığı sesten yola çıkarak isim koyan dil doçentine bir münazara ayarla…patlamış mısır yeme…

 

- Banyo musluklarının evyeye yakın oluşu neticesinde el yıkarken her tarafın ıslanmasının, ülkemizde tuvaletlerin ve banyoların elektrik anahtarlarının dışarıda olmasıyla olan ilişkisini irdeleyen bir deneme yaz…Tuvalette çaresiz, savunmasız bir bebek gibi otururken aniden dışarıdan birinin senin ışığını çalması hangi vicdanla açıklanabilir ki?…

 

-”Sevişmeeeeek, bir dakikaaaaaa” diyerek intikam alan sanatçı bayanın eski sevgilisinin erken boşalma sorunu için doktor bulmasına yardımcı ol…

 

-İlkokuldayken sınıfın arka duvarında asılı olan, sonbahar ile başlayıp yaz ile biten mevsimler tabelasından bul…Nereye asacağını düşün…bulamayacaksın…yine de düşün…

 

-”Umumi tuvaletlerde taharet musluğunu uzun süre açık tuttuktan sonra tuvaletteki diğer insanların sen kapıdan çıktığında dönüp içlerinden ” aha kakacı” dememeleri için içeride iş bittikten sonra bir süre sessiz ve hareketsiz kalmanın önemi” konulu sempozyuma katıl…Nokta atışının öksürükle olan bağlantısını söylemeyi unutma…

 

-Hadi Şanlıurfa, Gaziantep ve Kahramanmaraş’ı anladık da, Yeşil Bursa, Güzel İzmir gibi sıfatlar acaba bu şehirlerin encümeni diğer şehirlere bozulmasın diye mi konuluyor?İncele… Zaten Gümüştepe, Altındağ gibi gereksiz parlatılmış isimler pek de tatlı muhitlere verilmiyor…O dağ altın olsa orda gecekondunun işi ne kardeşim?…”Türk milletiii çalışkandııııır, Türk milletiiii zekidir”i gözümüze sokan Aziz Nesin’e ve kurtulduğu yangında hayatını kaybeden 37 ana kuzusuna selam olsun…sizin kefenleriniz külden ama sizi yakanların yastıkları ateşten…

 

-Ellerinde valizler, onları yolcu edenlere el sallayarak koca bir huniden bir cam şişeye doldurulup denize atılan insanları gösteren bir yağlı boya tablo yap…ismi ”Havaalanı romantizmi” olabilir…Aynı yere gidenlerin alakaları yokken nasıl birbirlerine bağlandıklarını denizin üstünde uçan, martı silüetli minik kurdelalar ile betimleyebilrsin…

 

-Kahvaltıda kumru kadar iyi olan tek şeyin kahvaltıda gevrek olduğunu, misyoner bir eda ile gelecek nesillere öğret…
 
-Fransız öpücüğü verme ile vermeme arasında kalma haline ”Dil-emma” diyebilir miyiz?..bak bi bakalım..

 

- Bir sürü erkek tarafından markaja alınmış güzel bir kadının yaşadıklarını anlatan bir film çek : ”Kurtlar Vadisi : PUSSY ”

 

alp

Facebook Twitter

Tarkan…Fanta Turnesi…2012…İzmir…Kendime Notlar : Yazılacak Kitaplar…

İnsan memleketine geldiğinde başka yerlerde düşünmediği bazı konuları düşünmeye başlayabiliyor.
Dolunay da bana bu tip garip şeyler düşündürtmüş olabilir…

 

İzmir’deyken aklıma ”Bir kitap yazsaydım ne üzerine olurdu?” sorusu geldi.
Altından kalkabileceğim kitapların bir listesini yaptım :

 

⁃ Feti (Hal + Kon) : Güneydoğu’lu iki kafadarın yaptıkları buluşla dünyayı fethetme hikayeleri…

 

⁃ Her yönüyle ”JacoBenizm” : Ünlü basçı Jaco Pastorious öldükten sonra ”Hayır ben ölmedim, yaşıyorum” diyerek etrafta dolaşan ve bunu kanıtlamak için her türlü yola başvurmayı savunan yalancı Jaco’ların analizi…

 

⁃ Summertime’ın ötesi : Cazla ilgisi bir şarkıyla sınırlı olup fazlasını merak edenlere öneriler…

 

⁃ Geçmişten geleceğe DVD : Din Ve Devlet üzerine düşünceler…

 

⁃ Hayıııııııır!.. : Yemek yememek için annesine şiddetle direnen bir bebeğin heyecan dolu maceraları…(Çocuk)

 

⁃ Suratsız İzmir Kızları : Buradaki kitapların en uzunu olup, her günü muayyen yaşayanların lirik hikayesidir (İngilizce basım için isim : Chicks and the Pity)…

 

⁃ Alp Ersönmez Cookbook : Buradaki kitapların en kısası olup, sağlıksız ve basit önerilerle karnı tok tutmayı garantileyen, ancak sadece dört safya olduğu için yüksek ihtimalle yayınlanmayacak olan yemek kitabı.

 

⁃ Acılı Ezme : Yemek ve mutfak tarihine gönderme yaparak insanlar arası güç savaşını, aile, aşk ve arkadaşlık üçgeninde inceleyen roman…

 

⁃ Kadın sevmeyen kadınlar : Karate ve savaş türü tutkunları için birebir, bir alışveriş merkezindeki indirimin ilk gününde yaşananları inceleyen gerilim…

 

⁃ Günaydınlar Tarihi : Aynı kulisi paylaştıkları insanlara merhaba diyemeyecek kadar kibirli, günaydın diyemeyecek kadar suratsız bir grup müzisyenin hikayesi…(A true story)

 

⁃ Korku Odası : Türk örf ve adetlerine uygun olarak içeri oda kapısının arkasına bırakılan süpürgenin borusunun düşerek çıkardığı ses üzerine bir psikolojik gerilim…

 

⁃ Bruş Li ve Milliler : Hiçbir filminde dayak yemeden atamayan Bruce Lee ile ancak maçın son dakikaları yaklaştığında maçı ve memlekete dönüşte alacağı teşvik primini kaybedeceğini anlayan Türk Milli Futbol takımının 2008′de Hırvatistan ile yaptığı ve 120 dakika mal gibi dinelip son dakikalarda attığı goller sayesinde kazandığı maçın biyografisi…

 

⁃ I Lev Ye : Şiddetin aşkla buluştuğu roman…

 

⁃ İntihal : Bir kitabı birebir kopyala. Nasılsa herkes yapıyor.

 
alp

Facebook Twitter

Tarkan…Fanta Turnesi…2012…Antalya-Denizli…Bavul toplama sanatı ”Valizami”…ve turne dedikoduları

 
Geçen yılki Antalya blogumda, Antalya’dan hoşlanmadığımı yazmıştım. Antalya’ya o kadar çok geldim ki, bunu söylemeye hakkım olduğunu biliyorum. Bazen kısa kalışlar, bazen de uzun süren konaklamalarla, Antalya’nın toplam otel popülasyonunun oldukça yüksek bir kısmında kalmışımdır. Tüm bu yolculuklarımda kendimde ve arkadaşlarımda gözlediğim ciddi bir sıkıntı ile bugün karşınızdayım sevgili okuyucularım : toplanırken iyi hissettiğimiz ama sonrasında mutlu olamadığımız valizler…

 

Kısa kalışlarda ihtiyacın çok üzerinde getirilmiş ve bir kez bile giyilmeden kırış kırış olup geri taşınmış kıyafetlerle dolu, sanki çok daha uzun kalınacakmış gibi hazırlanan valizler, modern zamanların en ciddi sorunlarından biri değil midir canlarım? Bunun yanısıra uzun kalışlarda da zaman ve ihtiyacı hesaplayamadan, az kıyafet ile hazırladığımız ve bizi alışveriş yapmaya mecbur bırakan utanç verici valizlerimiz de olmuştur elbette. Gün hesabı yaparak, hangi gün ne giyeceğimizi iyi hesaplamak yoluyla, valizlerimizi ihtiyaç dahilinde toplayabiliriz sevgili turizmdaşlarım. Ancak mevsimi de hesaba katmamız gerekmektedir. Yazın biri gündüz diğeri akşam kullanılmak üzere günlük iki tshirt veya gomlek kafi olmayacak mıdır pıtırcıklarım? Çok terleyen bir insansak bu sayı daha da yükselebilir. Bir önceki gün giyilmiş tshirt veya gömlekleri giymeme alışkanlığı olanlar…Dikkat! Her günkü konforunuz veya şımarıklığınızdan bir süreliğine vazgeçmeniz gerekebilir. Özellikle aslan burçları bu haftalarda Venüs’ün ileri doğru hareketiyle yolculuklara çıkacaklar, uzun süre evden ayrı kalıp müzik yapabilecekler…biraz da astroloji…

 

Filhakika kış yolcuklarında en önemli sorun kalın kıyafetler ve bilhassa uzun kalışlarda bunları optimum bavul sayısıyla nasıl dengelebileceğimiz değil midir kuzucuklarım? Hepinizin hepbir ağızdan eveeeeeeet dediğini duyar gibi oluyorum. Bu sebeple üstüne parfümü basmak suretiyle uzun süre kullanacağımız ve kir göstermeyeceğinden emin olduğumuz koyu renk kıyafetlerle valizimizi hazırlamalıyız anacıklarım.

 

Mamafih yolculuğun ilk günlerinde giyeceğimiz kıyafetler valizimizin üst kısımlarına koyulmalıdır endoplazmik redikulumlarım. Valizimiz dik durduğunda altta kalacak olan kısıma ayakkabı, havlu gibi kırışmayacak, kırışsa da iplemeyeceğimiz eşyaları koymalı, kişisel bakım malzemelerimizin olduğu çantaları, ayrıca plastik bir torba içinde en üste yerleştirmeliyiz benim tantrik seksçilerim…

 

Hakeza atalarımız ne demişler minik bebeciklerim? Sakla samanı gelir zamanı. Yedeksiz yola çıkılmaz! Yedek kıyafetlerimiz de her zaman valizimizin bir köşesinde durmalıdır, öyle değil mi tatlı soğan cücüklerim?

 

Hasbelkader bu blogumuzda etraflıca vazil toplamaktan bahsettik…ancak burda toplanmışı var muhterem çiğdem çıtlayıcılarım…

 

Umarım faydasını görürsünüz bu konudaki emsalsiz tecrübelerimin benim yalnız ve yaşlı ülkeciklerim…çatalkaralarım…çingenelerim…inişlerim…çıkışlarım…

 

Turne notları ve dedikoduları :

 

Şanlıurfa’da Gümrük Han’da yürürken, kahvede oturmakta olan bir bey arkamızdan seslenip, ”Beyefendi, fotoğraf makinanızla yanımdaki arkadaşım ve benim bir fotoğrafımı çekip bana mail atar mısınız?” dedi…Yanındaki adam Yılmaz Güney filmlerinde oynayan eski bir oyuncuymuş. Altay çekti ve yolladı…tamamen gerçektir…

 

Otobüste en popüler parça ”Olmasa Mektubun”. Matthew özellikle nakaratta tizlere çıkarak gitar sanatının tüm inceliklerini bizimle paylaşıyor. Bir yıldız doğuyor hanımlar beyler…

 

Matthew’ın yerinde gözü olduğunu iyice belli etmesiyle canı sıkılan ve rahatsızlığını soundchecklerde başka enstrumanları çalarak belli eden Ayhan davulda karar kıldı. Volkan’ın arkasını döndüğü bir anda davula oturup bütün takımı şaşırtan Ayhan’ın, ”Bundan sonra davulcu benim. Volkan Öktem de kimmiş? Hahahaaaayyyyttt” demesi büyük çalkantıya sebebiyet verdi…

 

Bu arada Volkan’ın o kızgınlıkla basımın yanında tur atması hoşuma gitmedi…

 

Monitör mühendisimiz Heights, Adana’da kahvaltıda halen içinden yemekte olduğu tabağını sormadan alan garsona çatal fırlatmış. İsabet eden çatal sonucunda zaiyat yok…

 

Son Dakika!..Dünyanın en önemli mali müşaviri Kenan Kır, Konya-Antalya arasında bizlerle zaman geçirmek, eğlenmek, takılmak için alışkın olduğu lüks araçlardan inip mütevazı tur otobüsümüzle yolculuk etti. Ama yolun büyük kısmında uyudu !..Kenan Kır…Sözüm sana…Yetmiş milyon bizi izliyor…Bizimle bir yolculuk daha etmek zorundasın…Biz bundan birşey anlamadık…

 

Hepimizin taklidini yapmasıyla ünlü olan doktor İlhan, Denizli’ye gelince horoz taklidi yapmaya başladı…Utanç içindeyiz…

 

Bir önceki bolgumda yazdığım ”göt” kelimesi, Antalya Rixos’un internet elemesine takıldı ve bu otelden girmeye çalışınca sayfa açılmadı. Pay tvsi olan bir otelin, Can Yücel’in dediği gibi ”göte göt denen” bir ülkede, bu kelimeye ”porno” açıklaması koyarak yasaklaması ne kadar doğrudur tartışırım… Diğeri şifreli bu değil değil mi?..şaka değil bu…

 

Flaş…flaş…Grubumuzdan kimler bu turnede motoru bozdu?…Az sonra…

 

alp

 

Facebook Twitter
Yaklaşan konserler
  • 23/09/17 - 21:00 MadenÖktemErsönmez- MÖE - Denizde Caz - İstanbul
  • 26/09/17 - 21:00 Yalın - Harbiye Açıkhava Tiyatrosu - İstanbul
  • 03/11/17 - 21:00 İlhan Erşahin’s İstanbul Sessions feat. Dave Harrington - Babylon - İstanbul
  • 08/11/17 - 21:00 İlhan Erşahin’s İstanbul Sessions feat. Dave Harrington - Enjoy Jazz - Mannheim
  • 25/11/17 - 21:00 Erik Truffaz - Babylon - İstanbul
Bülten
...
Haber Arşivi
  • 2017 (81)
  • 2016 (90)
  • 2015 (46)
  • 2014 (56)
  • 2013 (56)
  • 2012 (54)
  • 2011 (23)