blog.png

Tarkan Fanta Turnesi…Kayseri…ve askerlik anıları…

Ben Kayseri’yi severim…

 

Sadece askerliğimi burada yaptığım için değil, Erciyes’in ihtişamının içindeki zerafeti, Selçuklu’nun harika eserlerinin şehrin ara sokaklarında bile kendilerini göstermeleri, çoğu caddesinin yan yolunun park yeri olarak düzenlenmiş olması yanında -evet- PASTIRMASI, SUCUĞU VE MANTISI için de severim…

 

Burası iyi düzenlenmiş bir şehir ama Selçuklu eserlerinin yanına soradan dikilmiş zevksiz binalar şehrin güzel bir şehir olmasını engelliyor. Her zaman olduğu gibi yapmayı değil  onarmayı seven milletimin ardında bıraktığı bu. Birkaç tane iyi mimari eserimizin arkasına sığınıp en rezil apartmanları dikme hakkını görüyoruz kendimizde. Bunun parayla ilgisi yok. Zevksizlikle ilgisi var. Türk insanı zevkli olmayı bir zaaf, başkaları karşısında onlara verilmiş bir koz olarak mı görüyor ne? Yaptırdığı apartmanın üstüne soyadını boydan boya karolarla yazdıran bir adamın, başardığını ilan etmek için başvurduğu bu yöntemle şehre ne büyük kötülük ettiğinin farkında olmadığından adım gibi eminim. Üstelik şuracıkta, Ağırnas’ta doğmuş bir gayrimüslim çocuğun, bu milletin çıkardığı en büyük mimar olması, bu şehrin utancını fazlasıyla katlıyor. Sinan’ı sahiplenmek sadece yaptığı birkaç camiye, külliyeye tabela asmakla olmuyor. O bakışa sahip olmaya çalışmak gerek.

 

Askerliğimi Kayseri’de yaptım dedim ya, bildiğiniz üzere askerlik anıları bitmez. Bende de dolu var. Ama bir tanesi az daha müzik kariyerimi baştan değiştiriyordu. Bir sabah içtimasında, Kayseri Komando Tugayı Bandosu’nda, komutanın dudağımı tutup – ki bu kibar bir ifade, esasında çekiştirip :) - “Bunda memeli dudak var. Buna tenor saksofon verin” demesiyle Weltklang marka bir saksofonun üzerime zimmetlenmesi bir oldu! Ben de bu şekilde 6 ay tenor saksofonla cebelleştim. Ama pek çalabilmiş olduğumu söyleyemem. Birkaç marşı çalmaya başlamıştım ki tezkereyi aldım :) Böylelikle komşularım olası büyük bir ızdıraptan kurtulmuş oldular :)

 

Bu olay dışındaki bir başka olay gerçekten müzik hayatımı değiştirdi. Aynı dönemde askere gittiğimiz Sarp Maden, Armoni Mızıka Moral ekibiyle Kayseri’ye gelmişti. O askerliğini Ankara’da yapıyordu. Birkaç yıl önce Marmaris’te tanışmıştım onunla. Çok iyi bir gitarist olduğunu biliyordum. Kaldıkları yatakhane benimkine çok yakındı ve konserlerinden bir akşam önce Sarp’ı bizim bandonun prova odasına çağırdım. Basım yanımdaydı ve prova odasında bir gitar vardı. İzmir’den getirmiş olduğum Real Book’u açıp caz standartları çalmaya başladık. Saatlerce çaldıktan sonra askerliğim bitince  İstanbul’a taşınacağımı söylediğimde  Sarp, İstanbul’da da çalmaya devam etmek isteyeceğini söyledi. Bu olaydan 1 buçuk yıl sonra ilk konserimizi 13 Ekim 2001′de -nasıl hatırlıyorum bilemiyorum ama öyle :) -Volkan Öktem, Sarp Maden ve benden müteşekkil ekiple, daha önceden Çağlayan Yıldız’la çıkarmış oldukları albümde kendilerine verdikleri Trio Mrio ismini kullanarak Eskişehir Caz Festivali kapsamında Hayal Kahvesi’nde verdik. Trio Mrio ismini 2004′te Genco gruba girene kadar kullandık. Grubun ismi Genco ile Quartet Muartet oldu. Artık üçlü olarak çaldığımızda Trio Mrio ismini kullanmıyoruz çünkü Çağlayan Hollanda’dan geri döndü ve tekrar o şekilde çalıyorlar. Biz de MadenÖktemErsönmez olarak devam ediyoruz.

 

Bu arada dün Mehmet Akatay uzamış sakallarıma bakıp “Oğlum senin son kıllanma tarihin geçmiş, kısalt sakallarını” dedi.Pek bi güldüm.

 

Konserden önce ziyaret ettiğimiz Volkan’ın akrabalarının bize sunmuş oldukları mantı için söyleyebileceğim birşeyler de var. Ben daha önce mantı falan yememişim komşular. Bu nedir ya?..Bir lezzet silsilesi …bir tat bombası…haz kızkaçıranı…tutku şelalesi…zevk medyanı… arzu tramvayı…insanın açık dolaşım yapmadığı için şükretmesine sebep olacak şekilde , midemizin kırkbayırı olsa da bu lezzeti tekrar tekrar tadabilsek – biliyorum bu iğrenç oldu- diyeceği cinsten bir beslenme karnavalıyla karşıladılar bizi. Gürsel abiye ve eşine teşekkürler…

 

İşte Kayseri benim için böyledir a dostlar…Koğuş kokusu, Vedat Milör özentisi ve Quartet Muartet’in ilk provası…bu arada -15 de tutulan nöbetler ayrı…onu başka zaman yazarım….demişken birkaç satırlık notu gördü. Sadece “Karaorman, 19:00″ yazıyordu. Anlamadğı bu küçük notu adama uzatırken zihni ona okumuş olduğu bazı haberleri getirmeye başlamıştı. Gazetelerde son zamanlarda Karaormanda bulunan cesetler yazıyordu uzunca zamandır. Kim oldukları belli olmayan adamlar gözleri ve elleri arkadan bağlanmış şekilde Karaorman’ın belki de hiçkimsenin gitmediği köşelerinde bulunuyordu. Polis hiçbir delil, kimlik ve ipucu bulamamıştı.

 

Devamı Adana’da…

 

Facebook Twitter
Yaklaşan konserler
  • 22/07/18 - 21:00 Alp Ersönmez “Yazısız” özel misafir : Erkan Oğur - Mavibahçe İzmir - İzmir
  • 27/07/18 - 21:00 Alp Ersönmez “Cereyanlı” feat. Erik Truffaz - Bozcaada Caz Festivali - Bozcaada
  • 28/07/18 - 21:00 FOURinthePOCKET - Bozcaada Caz Festivali - Bozcaada
  • 02/08/18 - 22:30 FOURinthePOCKET - Sail Loft - Gündoğan / Bodrum
  • 12/08/18 - 22:30 Yalın - Harbiye Açıkhava Tiyatrosu - İstanbul
  • 17/08/18 - 22:30 İstanbul Sessions - Odessa - Odessa
  • 18/08/18 - 22:30 FOURinthePOCKET - Sail Loft - Gündoğan / Bodrum
  • 03/09/18 - 22:30 FOURinthePOCKET - Xuma - Yalıkavak
  • 30/11/18 - 22:30 İstanbul Sessions - Theatre Brianconnais - Torino
  • 01/12/18 - 22:30 İstanbul Sessions - Belgrade - Belgrade
Bülten
...
Haber Arşivi
  • 2018 (64)
  • 2017 (101)
  • 2016 (90)
  • 2015 (46)
  • 2014 (56)
  • 2013 (56)
  • 2012 (54)
  • 2011 (23)
Blog Arşivi
  • 2018 (1)
  • 2017 (1)
  • 2015 (1)
  • 2013 (3)
  • 2012 (13)
  • 2011 (14)