blog.png

Tarkan Fanta Turnesi…Diyarbakır ve Malatya…

Diyabakır’a ilk kez, yine Cahit abinin film müzikleri grubu ile gelmiştim. Galiba 2002 yılıydı. O zaman bu şehri bakımsız bulmuştum. Konser verdiğimiz Sur dibinde, her yerde güvenlik kameraları, çoooook sıcak bir havada eğlenen insanlar vardı. Konserden sonra elimdeki pet şişeyi işaret ederek, bitirdiysem şişeyi ona vermemi isteyen çok yaşlı bir amcayla gözlerim dolmuştu. Bu fukaralık her şehirde gözümüze çarpıyor ama bazen hayatın içinde bu insanların neler yaşadığını görmüyoruz. Şükrederek ve sahip olduklarımızın çok azını bile ancak hayal edebilecek insanlar olduğunu bilerek yaşamamız gerekiyor bence.

O gece bizi Kervansaray’a götürdüler – her şehirde vardır ya bir tane. Gece oldukça büyük, u şeklinde bir masann etrafında sinemacılar, müzisyenler ve şehirden insanlarla harika bir yemek yedik. Sahneye çıkan üçlünün çaldıkları müziği hala unutamam. Biraz Arap, biraz Türk, biraz İran müziği karışımı ney-ud-perküsyondan müteşekkil bir gruptu bu. Ancak daha sonra tabii ki de oyun havalarına geçilince ve asma davullar çıktı meydana. Herkes ayaklandı birden halay için – bizden başka tabi. Halay başı olan amca, bir ara davulcuya dönüp “Daha hızlı, daha hızlı” diye bağırmaya başladı. Bu arada bildiği tüm figürleri sergiliyordu -mendil sol elde havada sallandırılırken yere diz çöküp kalkma, halayda yanda duran kişiyi eli bükerek arkaya alıp yine mendili sol elde havada hızla çırpma gibi. Bu görüntü bana, dişisini tavlamaya çalışırken tüm tüylerini havalandıran ve kur yapan bir erkek tavuskuşunu anımsatmıştı. O gün Galatasaray’ın şampiyon olduğunu ve halkın sokaklarda büyük sevinç gösterisi yaptığını da hatırlıyorum. Diyarbakır’ın hemen hepsi Galatasaray’lıymış.

Diyarbakır’ı bu gittiğimde çok daha gelişmiş, temizlenmiş ve düzenlenmiş buldum. Güzel restoranlar vardı her yerde. Konser günü gündüz çarşıda dolaşırken girdiğimiz mağazalarda Tarkan grubundan olduğumuzu anlayan esnaf güleryüzlülükle bizimle konuşup Diyarbakır’da Tarkan’ın nasıl sevildiğini anlattılar bize. Ama çok sıcaktı. Gerçekten, çooook sıcak. Derecelere göre 46,5 olan ısı, hislerimize göre 50 civarındaydı. Olsundu. Bir müzisyen her koşul altında çalabilmeliydi:) Konserden tabi ki de yine kavgalar, müzik dinlemeye değil olay çıkarmaya gelen bazı şahısların yanlarındakilere sahneden bile görülen sataşmaları eksik olmadı. İyi niyetle düşününce sevgilerinden, eğlenceye açlıklarından ve uzak oluşlarından diyebileceğimiz, ama bence esasında sahneye müdahale edince oluşabilecek herhangi bir rezalet aracılığıyla o rezaletin mimarı olduğunu arkadaşlarına göstererek kendi minik dünyasında bir nevi havaya, payeye sahip olma isteğinin sonucu sahneye atılan dolu veya boş pet şişeler, taşlar ve madeni paralar eşliğinde konseri tamamladık. Tarkan çok sakindi. Resmen kendisine pet şişe atan adamın gözünün içine bakıp – bir de bunu arkadaşlarının omuzlarına çıkarak yapıyorlar – seni gidiiiii dercesine gülümseyerek parmak salladı ama yine de o şişeyi yemekten kurtulamadı. Garip olan, bu olayları çıkaran kendini bilmezlerin 60000 kişi içinde sadece 100 kişi civarında olmalarıydı. Yine de güzel bir konserdi. Seyirci, yukarıda yazdığım şahıslar dışında çok coşkuluydu. Güvenlik ekibimizi de kutlamak isterim. İsteseler döve döve inletecekleri taşkınlık yapan insanlara, konuşarak, telkinde bulunarak müdahale ettiler.

Ertesi gün oldu…

ve Malatya’ya doğru yola çıktık…

Malatya’ya yaklaşırken yol birebir Çeşme yoluna benziyor desem, çoğunuz bana inanmazsınız; ama öyle. Karakaya baraj gölü sağınızdaykenki görüntü Çeşme yoludaki görüntülerle neredeyse aynı. Malatya’daki Beşkonaklar’da yediğimiz yemek de, herşeye köfte diyen ve temeli bulgur olan br mutfağın en lezzetli örneklerini bize tattırdı. Konser diğer şehirlere göre daha az coşkuluydu sanki. Biraz şımarıyor muyuz ne? Millet kendini yırtıyor ama yine de biraz daha sakin olunca böyle demiş bulundum. Sonuçta bazı şehirlerde konserlerimize gelen ve tatsızlık yaratan birkaç küçük adamın esamesi yoktu Malatya’da. Teşekkür ederiz kendilerine…

Peki bu adamın almayı unuttuğu hatta büyük bir umursamazlıkla masasında unuttuğu bu notun üstündeki yazının bu olaylarla bir ilgisi olabilir miydi. Gidilmeyen, hatta sevilmeyen bir yerdi Kara Orman. Ne zaman karanlık bir olay olsa akla ilk gelen olay mahalli orası olurdu. Yanında bu notu taşıyan biri pek de güvenilir olamazdı. Gözlerini kaçırarak notu ona uzattı. Ancak gözü adamın eline kaydığında bu kez de dehşet verecek kadar büyük ve derin, zamanında çok acı vermiş olduğu belli olan ancak kapanmış yarayı gördü. Bakmak istemiyordu adama. Bakmamalıydı. Belki ona bir fenalık yapabilirdi. Belki de ileride tanık, hatta belli mi olur, kurban olabilirdi. Ancak yine de gözleri yukarı kaydı tekrar…

Facebook Twitter
Yaklaşan konserler
  • 24/05/18 - 22:30 FOURinthePOCKET - Dorock XL - İstanbul
  • 02/06/18 - 21:00 Yalın - Küçükçiftlik Park - İstanbul
  • 07/06/18 - 21:00 Brian Jackson & Ilhan Ersahin “Istanbul Session” ft Erik Truffaz - Cafe de la Danse, Paris New York Heritage Festival - Paris
  • 08/06/18 - 21:00 İlhan Erşahin’s İstanbul Sessions - Ronnie Scott’s - Londra
  • 09/06/18 - 21:00 İlhan Erşahin’s İstanbul Sessions - Ronnie Scott’s - Londra
  • 10/06/18 - 21:00 İlhan Erşahin’s İstanbul Sessions - Livry - Livry
  • 15/06/18 - 21:00 İlhan Erşahin’s İstanbul Sessions - Cappadox Festival - Kapadokya
  • 11/07/18 - 22:30 FOURinthePOCKET - Sail Loft - Gündoğan / Bodrum
  • 22/07/18 - 21:00 Alp Ersönmez “Yazısız” özel misafir : Erkan Oğur - Mavibahçe İzmir - İzmir
  • 27/07/18 - 21:00 Alp Ersönmez “Yazısız” özel misafir : Erik Truffaz - Bozcaada Caz Festivali - Bozcaada
  • 28/07/18 - 21:00 FOURinthePOCKET - Bozcaada Caz Festivali - Bozcaada
  • 02/08/18 - 22:30 FOURinthePOCKET - Sail Loft - Gündoğan / Bodrum
  • 18/08/18 - 22:30 FOURinthePOCKET - Sail Loft - Gündoğan / Bodrum
Bülten
...
Haber Arşivi
  • 2018 (40)
  • 2017 (101)
  • 2016 (90)
  • 2015 (46)
  • 2014 (56)
  • 2013 (56)
  • 2012 (54)
  • 2011 (23)
Blog Arşivi
  • 2017 (1)
  • 2015 (1)
  • 2013 (3)
  • 2012 (13)
  • 2011 (14)